23 Şubat Seçimleri: Almanya’nın Başbakan Adayları Kim?

Almanya’da erken seçimler öncesinde siyasi arenada büyük değişimler yaşanıyor. Ülkenin geleceğini tayin edecek seçimde, çeşitli siyasi partilerden öne çıkan başbakan adayları, farklı politikaları ve tartışmalı söylemleriyle gündemi meşgul ediyor. İşte adayların detaylı portreleri:

Friedrich Merz (CDU/CSU)

69 yaşındaki Friedrich Merz, CDU/CSU ittifakının başbakan adayı olarak dikkat çekiyor. Kuzey Ren-Vestfalya’nın Sauerland bölgesinde doğan ve hukuk geçmişine sahip olan Merz, 1989’da 33 yaşında Avrupa Parlamentosu’na seçilerek siyasi hayatına adım attı. Beş yıl süren Avrupa deneyiminin ardından Federal Meclis’e geçiş yapan Merz, Angela Merkel döneminde siyaset sahnesinden uzaklaşarak özel sektörde önemli görevler üstlendi.

2021’de siyasete geri dönerek, üç denemeden sonra 2022’de genel başkanlığa seçilen Merz; muhafazakâr görüşleri, bürokrasinin azaltılması, nükleer enerjiye destek ve daha liberal ekonomi politikalarını savunmasıyla öne çıkıyor. Ancak, göç ve iltica politikalarında benimsediği sert söylemler ile 1990’lı yıllarda kürtaj yasasına ve evlilik içi tecavüzle ilgili aldığı tartışmalı pozisyonlar, onu eleştiri oklarının hedefi haline getiriyor. 2023 yılında, AfD’nin desteğiyle meclisten geçirdiği göç ve iltica politikalarını sıkılaştırmaya yönelik yasa, geniş toplum kesiminde tepkiyle karşılanmasına rağmen, anketler Merz’in destek oranlarında belirgin bir düşüş olmadığını ortaya koyuyor.

Olaf Scholz (SPD)

Sosyal Demokrat Partili Olaf Scholz, 2021 seçimlerinin ardından başbakan koltuğuna oturan deneyimli bir siyasetçi. Gençlik yıllarında SPD’nin gençlik kolları Jusos’da radikal sosyalist söylemleri savunan Scholz, zamanla duygulardan arınmış, teknik ve pragmatik bir üslup benimsedi. Alman medyası, onun mekanik ve duygusuz tarzı nedeniyle “Scholzomat” lakabını yaygınlaştırmıştı.

2021’de yaklaşık %25,7 oy alarak iktidara gelen SPD, ilk başta güçlü bir koalisyon hükümeti kurmuş olsa da, ekonomik kriz, yüksek enflasyon, enerji problemi ve Ukrayna’ya yönelik silah yardımı tartışmaları nedeniyle iç ve dış eleştirilere maruz kaldı. Üstelik, parti içindeki farklı görüşlerin çatışması, koalisyon ortakları arasındaki uyumu zorlaştırarak seçim tarihinin erken çekilmesine yol açtı. Scholz’un, bu ekonomik ve siyasi zorluklara rağmen klasik sosyal demokrat vaatlerle (emekli maaşı garantisi, aile desteği ve iklim koruma) seçmen desteğini yeniden kazanma çabası, seçim atmosferinde önemli bir yer tutuyor.

Robert Habeck (Yeşiller)

Yeşiller partisi eş başkanlarından Robert Habeck, Almanya’nın enerji politikalarını yeniden tanımlama sürecinde kilit bir isim. 1969 yılında Lübeck’te doğan Habeck, edebiyat ve felsefe eğitimi aldıktan sonra akademik kariyeri ve yazarlık geçmişiyle tanınıyor. 2009’da Yeşiller’e katılarak siyaset arenasına adım atan Habeck, Schleswig-Holstein’da çevre, tarım ve enerji alanlarında görev yaptıktan sonra federal düzeyde de etkili oldu.

Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı olarak görev yaptığı dönemde, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısı sonrası yaşanan enerji krizinde yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımları ön plana çıkaran Habeck, nükleer enerjiye kesin karşı duruşuyla hem destek hem de eleştiri topladı. Ülkenin zor ekonomik şartları ve enerji politikalarındaki sert kararları, Yeşiller’in anketlerde beklenen “Yeşil dalga” etkisini yakalayamamasına neden oldu. Habeck, aldığı zorlu kararları dürüstçe açıklamasıyla halk arasında hem takdir edildi hem de eleştirildi.

Alice Weidel (AfD)

Aşırı sağın önde gelen temsilcilerinden Alice Weidel, AfD’nin başbakan adayı olarak provokatif söylemleriyle gündeme damga vuruyor. Bundestag’da yer alan AfD meclis grubunun yalnızca %11,5’ini kadınların oluşturması içinde Weidel, bu azınlık arasında öne çıkıyor. 2017’de %12,6 oy oranıyla meclise giren AfD, 2021’de %10,3 oranında oy almış, ancak 2025 seçimleri öncesi yapılan anketlerde %20-22’lik bir artış göstermiştir.

Weidel, liberal ekonomik politikaları, düşük vergi ve yüksek özelleştirme anlayışını savunurken, geçmişte kullandığı “finanse edilen bıçaklı adamlar” ve “baş örtü kızları” gibi provokatif ifadeleriyle hem yurt içinde hem de uluslararası arenada tepki topladı. Ayrıca, partisinin aşırı sağcı söylemlerini reddetse de, parti içindeki bazı isimlerle ilişkili tartışmalar ve kendisinin İsviçre’de ikamet etmesi, seçmen ve muhalifler tarafından çelişkili bulunuyor. Diğer siyasi partilerin AfD ile koalisyon kurmayacağını açıkça beyan etmesi, Weidel’in gelecekteki siyasi stratejisini de merak konusu yapıyor.


Genel Değerlendirme

Almanya, 23 Şubat’taki erken seçimlerde hükümetin el değiştirme ihtimaliyle karşı karşıya. CDU/CSU ittifakının liderliğini elinde bulunduran Friedrich Merz, göç ve iltica politikalarındaki sert söylemleriyle öne çıkarken; SPD’den Olaf Scholz, ekonomide yaşanan zorluklar ve koalisyon içindeki çatışmalarla mücadele ediyor. Yeşiller’den Robert Habeck, enerji krizine yönelik stratejik adımları ve nükleer enerjiye karşı aldığı tutumla gündemi etkilerken, AfD’den Alice Weidel ise radikal söylemleri ve provokatif açıklamalarıyla seçim atmosferinde tartışmaları alevlendiriyor.

Seçmenler, ekonomik sorunlar, göç ve dış politika gibi kritik konularda alacakları kararla Almanya’nın geleceğini belirleyecek bu seçim sürecinde, adayların politikaları ve söylemleri arasında bir denge arayışına girecek.

Haber: Mustafa Tığlı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir